Özü Sözü Bir Olmak..

2010-08-27 21:32:00

 

Özü Sözü Bir Olmak Sedat YALÇIN           Yarım asrı devirdikten sonra, insanlara, inanmamak ve güvenmemek gerektiğini zor da olsa anladım . Sözlerimizle yaptıklarımız ; konuştuklarımızla hayat tarzımız arasında tam yüzseksen derece fark var. Mevlana’da aynı konudaki şikayetini asırlar öncesi dile getiriyor ; ”Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol “ diyerek Neden böyleyiz ? Niçin  hep yapmacık yaşıyoruz ; hep  sordum bunu kendime. Cevabını halen bulamadım.. Bu tür insanlar, üç beş kişi olsa  hiç göze batmayacak. Ama  oran çok büyük olunca insan ister istemez düşünmeye başlıyor. Hastalık teşhis edilmeden tedavisi mümkün değildir. Ama bizler, nedense iğneyi  hiç kendimize batırmıyoruz. Haydi biraz  batıralım. Canımız acıyınca belki uykudan uyanırız.

         Gazetelerde, televizyon ekranlarında konuşan kişilerin, gerçek hayatlarını /yaşam tarzlarını eğer bilirseniz, yazdıkları  veya  konuştukları ile hiç alakası olmadıklarını görürüz. Mesela, televizyondaki bir açıkoturumda -oturumun konusu “Eğitim dili Türkçe mi ,  yabancı dil mi olmalı “ idi- konuşmacılardan, eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini hararetle savunan bir kişiyi tanımayanlar “vallahi helal olsun ne kadar güzel tesbitleri var, bravo” demektedirler. Ancak bu kişiyi yakından tanıyanlar, onun yabancı dilde eğitim yapan bir eğitim kurumunun yöneticisi olduğunu ; çocuklarının yabancı dil ile eğitim yapan okullarda okuduğunu bildiklerinden hayretler içinde  konuşmayı izlerler. Bu ne lahana turşusu, bu ne  perhiz.         Hadi bundan vazgeçtim- az vergi ödeme- .İnsanlarımız  kaçak elektrik, su kullanıyorlar. İnanmayan Sultanbeyli ye gider bakar. Gariban, parası yok, fakir desem değil. Üç dört katlı bina sahipleri . Gene kentlerimizdeki dükkanların kaçak elektrik kullanmanın envayi çeşit yollarını  şaşkınlıkla Tv lerde  izliyoruz. Şaşkınlığım, kaçak elektrik kullanmadaki akla hayale gelmiyecek  uygulamalar. Gene inanmayan Enerji ve Tabii Kaynaklar İşleri  Bakanlığının yayınlarına bakabilir. Kaçak su , elektrik kullananların hiç mi suçu yok ? Kaçak su , elektrik kullananlarla bir konuşsanız  hayretten donakalırsınız. Herkes vatanperver, elhamdüllilah  müslüman. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafindan bu konuda camilerde fetva okunacağını gazetede okudum. Buyrun burdan yakın ... 08.01.2009 tarihli gazete haberini okuyalım beraberce ; Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kentte ülke ekonomisine katkı sağlayan birçok sanayi kentinden daha fazla elektrik enerjisi tüketildiğini ve bunun yüzde 64’ünün de kaçak kullanıldığını açıkladı.Kaçak elektrik kullananları insaflı olmaya davet eden Mutlu, “Madem elektriği kaçak olarak kullanıyorsun, evin tüm odalarına, salona ve hatta banyona bile soba koyma, aşırıya kaçma” dedi.         Neden böyleyiz ? Özümüz  sözümüz bir değil. Kul hakkını nasıl bu kadar kolay hazmedebiliyoruz. Yukarıda verdiğim örnekler sebebi ile insanların sözlerine artık  inanmıyorum. Gazete köşelerinde, televizyonlarda, internet sitelerinde süslü püslü yazanlar, konuşanlar, bilinki  özleri ve  sözleri bir değil .Şimdi  bir çok kişi alınacak bu sözlerime.B eni kınayacaksınız  ama birilerinin kral çıplak demesi lazım. Toplumsal ahlak gibi, bireysel ahlak yoksunu olduğumuz  kesin. Yurtdışında trafik kurallarına  harfiyen uyanlar, ülkemize girdikleri anda herşey değişiyor. Sistemi, devleti, yasaları suçlayabiliriz. Ama hiç mi bizde suç yok. Çevreye göre bakıp davranan -toplumsal ahlaka uyan- insanlarımız demekki bireysel ahlaktan yoksun. Bireysel ahlak sahibi olsak, yanlış davranışı çevremizdekiler yapıyor diye biz de  yapmayız.Toplumu  oluşturan tek tek bireyleriz. Birey aksayınca  toplum topallıyor.       Nedense iğneyi hep başkalarına batırırız. İş kendimize gelince ya örfe, ya dine, yada hayatın gerekleri der çeşitli bahanelere sığınırız. Zihnimiz kendi kendine yalan söyleyerek,bizi kandırmaya çalışır. Bunda da başarılı olur. Kendimize sanal bir gerçeklik yaratır vede bu gerçekliğin doğru olduğuna inanırız. Kendi kendimize yaratmış olduğumuz bu sahte alemde, vicdanımızı rahatlamış hissederiz. Ama aslında içimizin derinliklerinde bir yerde ,  hep bir eksiklik duygusunu  hissederiz. Nereye kadar ? Sanırım sadece ölüm döşeğinde gerçeklerin farkına varırız. Ne yazıkki artık çok geçtir.      Önce ben değişirsem, sonra ailem, kentim, ülkem, sonra da dünya değişir diyerek önce kendimizden başlıyalım. Haydi.Bir cesaret! İğneyi hemen şimdi, hemde defalarca kendimize batıralım. Özümüz vede sözümüz bir olsun. Mevlana’nın dileğini yerine getirelim. OLDUĞUMUZ GİBİ GÖRÜNELİM. YÜZÜMÜZDEKİ MASKELERİ SÖKÜP ATALIM. 

0
0
0
Yorum Yaz